Bu günlerde, aslında tarihin başlangıcından beri insanlığı meşgul eden sorulardan biri kendini ısrarla tekrar ederek karşıma çıkıyor: “Neden? Neden yaşıyoruz?”
Tabii sorunun kökeni varlık felsefesi… Ama şu an o kadar derinlerden girmeye niyetim yok.
Kendime ve yazmaya ayrılmış tam iki saatim var önümde. Neden mi iki saat? İçinde bulunduğum uçuş süresince diz üstü bilgisayarımı açık tutabileceğim süre o kadar da ondan. Sonra kemer ikaz ışıkları yanacak ve inişe geçilecek.
Yolculukları bazen sırf bu yüzden normalden uzun tutmaya çalışıyorum. Yolculuk boyunca (özellikle uçak yolculuklarından bahsediyorum) sadece size ait, başkalarınca rahatsız edil-e-meyeceğiniz, hareket imkânı ve yapabileceklerinizin nispeten kısıtlı olduğu bir boşluğa sahipsiniz. Bir yerden bir yere “ışınlanırken” o arada kalan süre, bilgisayarınıza yeni bir oyun kurarken gördüğünüz “yükleniyor” uyarısı gibi. O süre boyunca beklemekten başka yapacak hiç bir şeyiniz yok. Mecburen düşünmeye başlıyorsunuz…



ceriksiz.com’da yazmak ister miyim diye sorulduğu zaman, tahmin edeceğiniz üzere düşünmeden EVET dedim.