iceriksiz.com

İçeriksiz! Alternatifsiz Medya

Anlatmak İçin Yaşamak vs. Yaşadıklarımızı Anlatmak İhtiyacı

Yorum yaz

Bu günlerde, aslında tarihin başlangıcından beri insanlığı meşgul eden sorulardan biri kendini ısrarla tekrar ederek karşıma çıkıyor: “Neden? Neden yaşıyoruz?”

Tabii sorunun kökeni varlık felsefesi… Ama şu an o kadar derinlerden girmeye niyetim yok.

Kendime ve yazmaya ayrılmış tam iki saatim var önümde. Neden mi iki saat? İçinde bulunduğum uçuş süresince diz üstü bilgisayarımı açık tutabileceğim süre o kadar da ondan. Sonra kemer ikaz ışıkları yanacak ve inişe geçilecek.

Yolculukları bazen sırf bu yüzden normalden uzun tutmaya çalışıyorum. Yolculuk boyunca (özellikle uçak yolculuklarından bahsediyorum) sadece size ait, başkalarınca rahatsız edil-e-meyeceğiniz, hareket imkânı ve yapabileceklerinizin nispeten kısıtlı olduğu bir boşluğa sahipsiniz. Bir yerden bir yere “ışınlanırken” o arada kalan süre, bilgisayarınıza yeni bir oyun kurarken gördüğünüz “yükleniyor” uyarısı gibi. O süre boyunca beklemekten başka yapacak hiç bir şeyiniz yok. Mecburen düşünmeye başlıyorsunuz…

Yazının devamını okuyun »

Yazan: ck

Mart 10th, 2010 at 9:46 pm

Bir Çin Hikayesi…

Bir yorum var

Geçen yazımda, Çin’in “Kaplan” yılına merhaba dediğinden ve her yıl için sırasıyla 12 tane hayvanın ismini kullandıklarından bahsetmiştik.

Konuşmuş olduğum arkadaşlarımdan ayrıca, bu hayvanların nasıl seçildiklerine dair birkaç hikaye de dinledim. Bugün, bu hikayelerden bir tanesini size aktarmaya çalışacağım.

Yıllar önce, Çin’de Jade adındaki hükümdar zamanı ölçmenin bir yolu olması gerektiğini düşünür. Bunun üzerine hükümdar, doğum gününde tüm hayvanları davet edeceği bir yarışma düzenlemeye karar verir. Yarışmaya, tüm hayvanları davet eder ve çok hızlı akan nehire karşı yüzüp, karşıya gecen ilk 12 hayvanin isimlerinin, sırasıyla yıllara verileceğini söyler.

Hükümdar yarışmacıları nehir boyunca dizmiş. Fare ile kedi, iki iyi arkadaş, yüzmeyi iyi bilmediklerinden hemen endişelenmeye başlamışlar. Bunun üzerine, akıllıca davranıp, öküze kendilerini sırtında nehrin karşısına geçirmesi için ricada bulunmuşlar. Öküz de, hiç düşünmeden, kendine olan güveninden, sorun değil, tabi ki olur demiş ve kediyle fareyi sırtına almış.

Yazının devamını okuyun »

Yazan: MehTar

Mart 9th, 2010 at 9:05 pm

İlk bakış… Felsefe

Bir yorum var

Köle sahipleri ekmek kaygısı çekmedikleri için felsefe yapıyorlardı,
Çünkü ekmeklerini köleler veriyordu onlara;
Köleler ekmek kaygısı çekmedikleri için Felsefe yapmıyorlardı,
Çünkü ekmeklerini köle sahipleri veriyordu onlara.
Ve yıkıldı gitti likya.

Yazının devamını okuyun »

Yazan: ck

Mart 9th, 2010 at 7:57 pm

Kategori: Genel, Kültür

Etiketler: ,

Çin, Kaplan Yılına “Merhaba” dedi

Yorum yaz

cin_kaplan_yili_kutlamalari_1Çin, yüz ölçümü bakımından dünyanın dördüncü büyük, nüfus olarak da 1.3 milyarlık rakam ile dünyanın en kalabalık ülkesidir. Bunun yanında, son zamanlarda yapmış olduğu gerek politik gerekse ekonomik girişimlerle de adından bayağı söz ettirmiştir. Özellikle, 2015 yılından sonra dünyanın en zengin ekonomisine sahip olacağı iddiaları, Çin’in dünya üzerindeki önemini açıkça ortaya koymaktadır. Peki, Çin’i dünya üzerinde özel kılan sadece nüfusu, yüzölçümü ya da ekonomisi mi?

Arkasında çok büyük bir tarihi barındıran Çin, gelenek ve göreneklerin içten bir şekilde yaşandığı bir ülke olarak da göze çarpıyor. Bunun bir göstergesi de, yıl boyunca çeşitli nedenlerle, kendi deyimleriyle, ardı arkası kesilmeyen festivalleridir. Bu festivallerden en önemlisi olan “Çin yeni yılı kutlamaları”, bu yıl 14 Şubat, yani Sevgililer Günüyle (Valentine’s Day) ayni tarihi paylaştı.

Yazının devamını okuyun »

Yazan: MehTar

Mart 1st, 2010 at 11:04 pm

Paylaşımcı Kullanıcı

2 yorum var

kaylaşan kuşlar Paylaşma olgusu bilişim dünyasında ilk olarak açık kaynak yazılım ile başlamıştır. Kendi adını bugünlere taşıyan Linus Torvald kendi ismini verdiği Linux işletim sisteminin çekirdeğini yarattıktan sonra tüm dünyaya geliştiricilerin katkı koymaları için paylaştı. Bu noktadan sonra paylaşımcı bilişim başlamış oldu. Bugün paylaşımcı bilişimin en büyük payını internet oluşturuyor. Paylaşım internette son yıllarda ivme kazanarak yükselişine devam ediyor. Bugün herkesin sıkça ziyaret ettiği birçok site paylaşımcı kullanıcı olgusunu kullanıyor. Örnek olarak bloglara yapılan yorumlar, video paylaşım sitelerine video gönderme, sosyal ağlarda çeşitli paylaşımlar. Temelde beğeni butonuna basmak bile paylaşma olgusuna katkıdır. Paylaşımın bu kadar yaygın olduğu günlerde paylaşımın olmadığı interneti hayal bile edemiyoruz. Daha önceleri site sahipleri sunucu görevini üstleniyor, kullanıcılar da seyirci olmaktan öteye geçemiyorlardı. Yani internet televizyon mantığının üzerine çıkamamıştı. Ama gelişen paylaşım modelleriyle katkı ve etkileşim çığ gibi büyümeye başladı. Paylaşımın en büyük örneklerinden biri youtube.com dur. Youtube yöneticileri sadece gönderilen videoları kontrol edip onaylasa bile kullanıcıların katkılarıyla ayakta durabilir. Kullanıcı için enteresan bir pozisyon yaratıyor. Kullanıcı hem sağlayıcı hem de tüketici görevini üstleniyor.

Yazan: muratin

Şubat 27th, 2010 at 4:55 pm

Bu muhteşem adamın adı: “NELSON Rolihlahla MANDELA”

Yorum yaz

mandela Eğer, güzel Güney Afrika hakkında hayaller varsa, bu hedeflere ulaşmayı sağlayacak yollar da var demektir. Bu yollardan birisi “İYİLİK”, diğeri ise “BAĞIŞLAMAK”tır.  Nelson Mandela

Soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu,  ülkesinin gelenek ve göreneklerini yaşatıp savunmak için yetiştirildi. Kendisine verilen isim “Rolihlahla” “Tree Shaker” yada kendi ifadesi ile “Trouble Maker” (sorun çıkaran) anlamına geliyordu. Belki de bu isim onu gelecekte nelerin beklediğinin habercisi ve geleceği hakkında bilmeden ipuçları veriyordu.
Onun görevi, ülkesini, insanini, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak savaşın önderliğini yapmaktı. Öyle bir ortam ki, yabancıların uydurduğu acımasız bir sistem ve yerli halkın “YABANCI” gibi muamele gördüğü, birçok şeyden mahrum bırakıldığı bir düzen…

Yazının devamını okuyun »

Yazan: MehTar

Şubat 17th, 2010 at 12:49 am

Kitabevleri Tarihe mi Karışıyor?

Yorum yaz

Son yıllarda, ekonomik kriz neredeyse herkesin dilinde ve tartisilmakta… Gazetelerde, makalelerde, internette yorumlarin ardi arkasi kesilmek bilmiyor. Bazilarina gore kriz aslinda gecti, duzelmeler var, kimilerine gore halen dunyanin sarsintisi gecmedi. Bakalim gelecek neler gosterecek.

Gecen gazetelerin birinde, beni cok derinde etkileyen bir habere rastladim. Haber tam 2 sayfaydi ve Ingiltere`deki kitapevlerinden bahsediyordu. Konu genel olarak, kitapevlerinin faaliyetlerinden ve dunden bugune nelerin degisitigini anlatiyordu. Bende bu yaziyi okuduktan sonra, sizler icin kucuk bir arastirma yaptim.

Ingiltere’de kitapevlerine olan ilgi cok yuksek oldugundan, kitapevlerinin yeri her zaman cok ayri olmustur. Gerek kucuk gerekse buyuk kitapevleri faaliyetlerini uzun yillardan beri surduruyor.

Ancak, 2009 yilinin ilk 9 ayinda, farkli hizmetleri olan yaklasik 25,000 dukkan kepenk indirdi. Bu rakamin yaklasik 800 tanesi, bagimsiz kitapevleri olarak kayitlara gecti (yaklasik % 3.5). Bu rakam 3 veya 5 yil oncesi ile kiyaslandigi zaman gercekten cok uzucu. Dusunsenize, yilda 800 tane kucuk veya buyuk, yillarini bu ise vermis, yillardir piyasada hizmet veren, insanlarin degismez adresleri yerini kapali kapilara birakiyor.

Peki dunden bugune neler degisti de yillardir hizmet veren bu dukkanlar hayatta kalma mucadelesi veriyor ya da piyasadan cekilmek zorunda kaliyor.
Yazının devamını okuyun »

Yazan: MehTar

Şubat 13th, 2010 at 1:22 pm

Kategori: Genel

Etiketler: , ,

İçten bir merhaba

Yorum yaz

imerhabaceriksiz.com’da yazmak ister miyim diye sorulduğu zaman, tahmin edeceğiniz üzere düşünmeden EVET dedim.

Öncelikle yazma fikri çok hoşuma gitti. Bir de yazdıklarımı paylaşacak birilerinin olması ve fırsatını bana verilmesinin yeri de tartışılamaz tabi.

Düşünün, paylaşmak kadar değerli bir şey olabilir mi? Düşünüyorsunuz, yaşıyorsunuz, kelimelere döküyorsunuz ve paylaşıyorsunuz. Uzun soluklu, tadına doyum olmayan, heyecan verici bir yolculuk gibi.

Ümit ediyorum ki, sizler de bana bu yolculukta eşlik edeceksiniz ve çok güzel paylaşımlarımız olacak.

Yazan: MehTar

Şubat 8th, 2010 at 1:01 am

Kategori: Genel

Etiketler: ,

Internette Sohbet ve Araçları

Yorum yaz

sohbet_eden_erkek_ve_kiz Sohbet, bugün insanların vazgeçemeyeceği sosyal faaliyetleri arasındadır. Sohbet etmek için cafe, çay bahçesi  adı altında alanlar bile yaratıldı. Bu tarz mekanların altında yatan temel olay  sohbet ederken kahve veya çay içmekti. Aynı dili konuşan iki insan yan yana geldiği zaman mutlaka sohbet edebilecek konu yaratılıyor. Bazen sadece sohbet edilecek dilden birkaç kelime bilmek bile yetebiliyor. İnternet yaygınlaştığı ilk dönemlerden itibaren sohbet etmek için çeşitli araçlar oldu.

Yazının devamını okuyun »

Yazan: muratin

Şubat 6th, 2010 at 10:38 pm

Kategori: Teknoloji

Etiketler: , , , , ,

DSO (Dünya Sevgi Olsun)!

Yorum yaz

18858_103996676286049_100000271500627_109329_7233305_n

Bazı şeyleri değiştirme çabası içine girmek gibi bir uyanış içine girmek.!.
Asıl sorulması gereken soru buydu!
Yaptırımın zor zanaat olduğunu söylediğim günlerden biriydi, ve hava bulanıktı, yerler kırmızı, toz çikolata rengindeydi. Mide sıvımın asidoza kaydığını söylüyorlardı, ve tedavi yokuşa salınmışcasına aşağıdaki kardeşlerini görmezden gelerek umarsızca göle düşmüştü! Güldüm, ama gözüme deyen ışıklardan olsa gerek pupillam daralmış ve yüzümde yavaş yavaş ortaya çıkan çukurlarım bana aslında gülemediğimi hatırlattı! İnsanlar vardı normaldiler(kime göre?), gördüm onları hem de en amaçsız, sınırsız, kontrolsüz olanlarını(daha normaldiler?)ama sadece gördüm, duyamadım, ha acıyı hissettim(hem de en derinden, en sessizinden) bu sefer gerçekten güldüm. Hava karardı renkler belirdi.
Kararlarım kesindi artık, umarsızdım(mı?).
Kontrol bendeydi(ewet).
Uyanmıştım, tedavi boğulmamıştı!
Hayat güzeldi, nefes almak ta. Ve ve gerçekten gülüyordum(?) bunu biliyordum!


Yazan: mccnanek

Şubat 1st, 2010 at 1:21 am

Kategori: Genel

Etiketler: , ,